
“işe git, çocukları okula gönder
modayı takip et, normal davran
kaldırımdan yürü, T.V. seyret
emeklilik için para biriktir, kanunlara uy
benden sonra tekrar et: Özgürüm”
Philip St, Bedminster, Bristol, UK’de bir grafiti
Add this!

“işe git, çocukları okula gönder
modayı takip et, normal davran
kaldırımdan yürü, T.V. seyret
emeklilik için para biriktir, kanunlara uy
benden sonra tekrar et: Özgürüm”
Philip St, Bedminster, Bristol, UK’de bir grafiti
Add this!



Üzerinden epey geçti ama bahsetmeden edemeyeceğim. Bu yıl yaz tatilimizi Foça‘da geçirdik. Birkaç gün kalırız, sonra başka biryere geçeriz diye düşünürken iyice yerleştik, oralı olduk. Foçalılar çok sıcakkanlı, hoşsohbet insanlar fakat her ne yapıyorlarsa bunda en iyisi olduklarını iddia ediyorlar:) Yukarıda fotoğraflarını gördüğünüz iki dondurmacı da bunlara çok güzel bir örnek. Latif Usta’yı hiç denemedik zira Girit Dondurmacısı’nın önündeki kuyruk bunca insanın bir bildiği vardır diye düşündürüp kendine çekiyor. Sakızlı ve karadutlu süper.
Add this!
Yine vakit yokluğundan, internette gördüğüm ama kısa bir linkle de geçiştirmek istemediğim şeyleri aşağıya kısa notlarla listeliyorum. Belki geri döner tekrar bakarız bazılarına.
Geçen hafta çok enteresan, hipergerçekçi bir ressamla tanıştım. Diego Gravinese’in işleri görülmeye değer. Yukarıda gördüğünüz iş benim favorim. Muazzam bir illüzyon yaratmış.
Diego Gravinese’nin yoğun malzemeli hipergerçek işlerinin yanında nasıl durur bilmiyorum fakat Hope Gangloff‘un sadece tükenmez kalemle çizdikleri de bu haftanın en hoşuma giden şeyleriydi.
Selim Tuncer’in çoğunlukla pazarlama iletişimi üzerine yazdığı blogunu biliyor fakat nedense takip etmiyordum. Yazdıklarını da şimdiye kadar okumamıştım. Çok büyük birşey kaçırmışım. Ondan öğreneceğim çok şey var.
Monster-Munch yeni keşfettiğim süper bir site. Orada gördüğüm yine süper bir karikatür:)
Dünyanın en garip arabalarının listelendiği bir site… İnce yere yakın olanlar gerçekten etkileyici.
fin.
Add this!
Şu aralar Nordisk Film için yaptıkları logo güncellemesiyle birçok tasarım bloguna konu olan NR2154, Jacob Wildschiødtz ve Troels Faber’in birlikte kurdukları bir tasarım ajansı. Sevdiğim bir tarzları var.
Add this!Söylenmesi gereken şeyin sonunda söylendiği süper bir yazı:
Bilimum kamu reklamı itina ile yapılır. / A. Selim Tuncer
Add this!
Çünkü bize göre:
Sansür, asla küçümsenmemesi gereken çok önemli bir konudur. Herkes bunun vehametinin farkına varmalıdır.
Ülkemizde son günlerde, özellikle sanal ortamda artan kontrolsüz bir sansür söz konusudur.
Gerçek hayatta suç olan şeylerin sanal hayatta da suç olması normaldir. Kimse birini öldürüp, bunun videosunu yayınlamamalıdır. Bunu engellemeye sansür denemez. Aynı şey tecavüz, çocuk pornosu, uyuşturucu madde temini gibi konular için de geçerlidir.
Gerçek hayatta suç teşkil etmeyen şeylerin sanal ortamda keyfi faktörlerle engellenmesi sansürdür.
Bazı kurallar koyulacaksa bu iyice, açıkça tanımlanmalıdır. Ucu açık söylemlerle iş keyfiyete bırakılamaz. Her önüne gelen, mahkemeye başvurup site kapattıramaz.
Müstehcenlik, intihara özendirme gibi belirsiz söylemler tek başına site kapatmaya yeterli olmamalıdır çünkü bunlar beraberinde “kime göre” sorusunu getirecektir ve bu kabul edilebilir bir şey değildir.
Porno suç değildir. Kimsenin fantezi dünyası kimseyi ilgilendirmemelidir.
Düşünce suç değildir. Herkes istediğini düşünmekte özgür olmalıdır.
Kapatılan sitelerin bazı meslek sahiplerini etkiliyor olabileceği gözardı edilmemelidir ve bu sitelerin sadece eğlence aracı olmadığı insanlara vurgulanmalıdır.
Ülkemize edilen hakaretlerin cezası bize değil, o hakaretleri edenlere kesilmelidir. Gerekirse site yönetimi ile görüşülmeli ve hakaret içeren videoların kaldırılması talep edilmelidir. Türkiye’yi internetten kovmak üç tane ergen çocuğun yapabileceği bir şey olmamalıdır.
Arka kapılar bularak yasaklanan sitelere girmeyi başarabilmek, sorunun çözümü demek değildir.
Sansür, sadece sanal ortamlarda değil, her ortamda var olabilen bir tehlikedir. Sanal ortamdaki sansürün sanata, resimlere, filmlere, kitaplara da sıçraması gayet mümkündür. Bu nedenle, sansürün her türlüsüne karşı durmak gerekmektedir çünkü sansür, bilgi alma özgürlüğümüzün kısıtlanması, haklarımızın çiğnenmesi ve bizim için neyin doğru olduğuna başkalarının karar vermesi demektir. Dolayısıyla sansür özgürlüğün ihlalidir.
Ve unutmamak, unutmaktan; ses çıkarmak, susmaktan her zaman için daha iyidir.
Add this!
Renklerini ve kompozisyonlarını çok sevdiğim fotoğraflarına saatlerdir bakıyorum. Henüz çok genç fakat çok belirgin bir star ışığı var:)
Add this!
bbc radio 4‘ün günlük programları için hazırlanan filmlerden Stephen Hawking için olanını izledim ilk olarak ve çok hoşuma gitti. Stephen Hawking’in dijital ses kaydı referans alınarak hazırlanan filmin tipografisi özellikle dikkat çekici. İllustrasyonunu Paul Davis‘in yaptığı bu filmin dışında Why Not Associates‘in hazırladığı iki film daha var. Kofi Annan için hazırlananı bu linkten izleyebilirsiniz. Yoko Ono’yu ise bulamadım. Onu beğenmedikleri için sitelerine koymamışlar sanırım.
Add this!
Olimpiyatların genel ruhunu en iyi yansıtan şeylerden biri bana göre piktogramlar. Tüm dünyadan sporcuların ve seyircilerin katıldığı oyunlarda herkesin aynı anda anlaşabilmesi, kolay iletişim kurabilmesi için vazgeçilmez bir öğe olarak hayatımızda yer alıyorlar. Beijing 2008 Olimpiyat Oyunları için tasarlanan piktogramlar da bu geleneğin bir parçası.
İnsan figürlü bilgilendirme grafikleri konusunda Otto Neurath önemli bir role sahip. Çalışma yaşamı, sağlık ve eğitim konusunda hazırladığı piktogramlar bu alanda bir ilk olma özelliğini taşıyor. Piktogramların daha geniş bir kitleye hitap etmesi ise 1948 Londra Olimpiyatları sayesinde oluyor. 1964 Tokyo Olimpiyatlarında piktogramlar artık vazgeçilmezler listesindeki yerini alıyor ve Masasa Katzoumie ve Yoshiro Yamashita tarafından her bir spor dalı için semboller tasarlanıyor.
Fakat bundan 8 yıl sonra 1972 Münih Oyunları Tasarım Direktörü Otl Aicher nefes kesici, şık ve kolay algılanabilir bir piktogram seti tasarladı. Münih Oyunları için tasarladığı işler kendisinin belki de en büyük başarısıydı fakat aynı zamanda dünya grafik tasarım tarihinde de bu tasarımların apayrı bir yeri var. Aynı piktogram seti bir sonraki 1976 Montreal Olimpiyatlarında da kullanıldı. Sırasıyla olimpiyat oyunları ve kullandıkları piktogramlar ise şöyle:
1964 Tokyo, 1968 Mexico City, 1972 Munich, 1976 Montreal, 1980 Moscow, 1984 Los Angeles, 1988 Seoul, 1992 Barcelona, 1996 Atlanta, 2000 Sydney, 2004 Athens, 2008 Beijing
Olimpiyat piktogramları dendiğinde jonathan barnbrook’un olimpiyat oyunlarının karanlık yüzünü ortaya koyduğu olympuke‘lerini de unutmamak gerek.
Faydalanılan Kaynaklar: Design Observer, Olympic Museum
Add this!